Bulut Bilişim Sistem Entegratörlerini Nereye Götürüyor? (en azından kamuyla iş yapanları)

Adına Bulut Bilişim deyin ya da demeyin ama kurumsal yapılarda tümleşik veri merkezlerine doğru bir geçiş olduğu bir gerçek. Baktığınızda teknoloji de kurumları bu yöne doğru sürüklüyor.

Atatürk “İstikbal göklerdedir” derken uçaktan başka bir şeyi kastetmiş olabilir mi?

Bugün $10.000 mertebesine satın alabileceğiniz bir sunucu, 2000 yılında tüm Türkiye’nin nüfus kayıtlarının tutulduğu sunucudan daha yüksek performans verebiliyor. Tabi ki o günden bu güne bu sunucular üzerinde çalışan veritabanı sistemleri, uygulamalar da çok değişti; onlar da daha yüksek performans talep ediyor da, vurgulamak istediğim nokta günümüz sunucu sistemlerinin artık tek bir iş yükü için adanamayacağı kadar güçlü olduğu yönünde.

Bu muhabbetin bizi sanallaştırma ile sunucular üzerinde kaynak havuzları oluşturulan mimariler kullanılmasının faydasından bahsetmeye götüreceğini de tahmin edersiniz. Doğru. Hatta bu havuzların otomatik atanması, self servis portaller, vb.

Depolama konusunda merkezi yönetilen, birbiri ile yedekli depolama sistemleri. Yıllardır kurumlara faydalarını anlatıyoruz.

Buna bir de WEB tabanlı uygulamalar ve servisler ekleyip alt alta topladığınızda zaten kaba hatları ile bulutlara ulaştınız demektir.

Ben 1996’dan beri Ankara’da, Kamu kurumlarına bilişim çözümleri oluşturmaya çalışıyorum. Kamu dinamikleri biraz farklıdır; daha geç ama daha sağlam hareket eder kamu kurumları. Vatandaşa hizmetin kesintisiz olması çoğu zaman maliyet endişesinden daha öne çıkar. Ve, gizliliğe çok önem verirler. Bu tür endişelerle, bu bulut kavramına da “hele bir bakalım” şeklinde yaklaşıldı şimdiye kadar. Ancak şunu da söylemek gerekir ki, adına bulut demeseler de, yukarıda bahsettiğim teknolojilerin hemen hepsine de yatırım yapıldı. Yani teknoloji hazır, karar verip geçmesi kaldı.

Tipik bir bakanlığın yapısını sizlerle paylaşayım. Daha doğrusu bilişim ile muhatap olan yapısını. Aslında belki de bir holding şirketinden çok farklı değil belki ama, öncelikle bakanlığın bir kendi bilgi işlem dairesi oluyor. Bakanlığın merkez teşkilatı ile ilgili projeler buralardan yürüyor. Bakanlığa bağlı Genel Müdür’lükler var. Genel müdürlükler bilişim yoğun hizmetler vermiyorsa genelde bakanlık bilgi işlem birimi üzerinden bilişim taleplerini tedarik ediyorlar. Ancak bilişim ile yoğun hizmetler veren genel müdürlüklerin çoğunlukla kendilerine ait özerk bir bilgi işlem birimleri bulunuyor. Bu yapı, bir alt seviyeye de yansıyor. Genel müdürlüklere bağlı Daire Başkanlık’larından bazıları da gizlilik, yoğunluk gibi dinamiklerle kendi bilgi işlem birimlerini oluşturabiliyorlar.

Bir bakanlığın tam olarak nasıl yapılandığını görmek isterseniz, Devlet Teşkilatı Veritabanı diye bir hizmeti var Başbakanlık’ın. Çok faydalıdır, bir göz atın derim.

Bizler, Ankara’lı sistem entegratörleri  Ankara’da bu hiyeraşiyi bilip buna uygun satış planları yaptık şimdiye kadar. (Teşbihte hata olmaz) Süt İşleri Bakanlığı, İnek Sütü Genel Müdürlüğü, Tam Yağlı Sütler Daire Başkanlığı’nın sanallaştırma projesini bir firma aldı. Bakanlığın Bilgi İşlem Daire başkanlığında öbür firma kablosuz ağ projesi tamamladı. Başka bir firma Koyun Sütleri Genel Müdürlüğü’nde yedekli merkezi depolama yapısı kurdu.

Tek tek küçük projelerle bakanlığı Bulut Bilişim teknolojileri ile donattık.

Ve haliyle biz sistem entegratörleri şirketlerimizi bu ölçekte satışlar ile işleyecek personelle, finansal yapılarla yürütür hale geldik.

Şimdi… Daha önce dediğim gibi, kamu biraz daha temkinli davranır bu konularda. Yakınlarda da olacağını düşünmüyorum ama… Süt İşleri Bakanı çıkıp “yeter kardeşim, 40 tane bilgisayar ihalesi, nedir bu, kurun adam gibi iki tane veri merkezi, güvenlik, sanallaştırma, web uygulamaları neyse yapın, benim bakanlığıma bağlı bütün kurumlar buralardan ne hizmeti alıyolarsa alsınlar” dese (bkz. Bulut Bilişim)…

Beni ciddi ciddi düşündürüyor.  Yapılamaz mı? Yapılır. Ama kim? Kaç sistem entegratöründe böyle bir yapıyı A’dan Z’ye oluşturabilecek personel var? Hadi, “kervanı yolda düzeriz” diye personel kısmını es geçip yola çıktınız. Kaç firma finansal boyutu daha önce yaptıklarının en az 10 katı olan böyle bir projeyi finanse edebilecek güçte? Projenin tamamlanması uygulamaları vb. ile en az 2 yıl sürer; siz entegratör olarak donanımların, yazılımların bedellerini üreticilere 60 – 90 gün (neyse) vadeyle ödeyip parasını 2 yıl sonra alacaksınız.

Benim bildiğim “sistem entegratörüyüm” diyen firmalar arasından bu işi kotarabilecek 2 firma çıkarsa çıkar. Çıkmayadabilir.

Ve konuştuğumuz kurum sadece Süt İşleri Bakanlığı. Ya tüm devletin bu yapıya geçmeye niyetlendiği zaman?

Bu işlere ağır ağır soyunanlar var aslında. Bizim telco operatörü olarak tanımaya alıştığımız firmalara bakın; hepsi kamuda bu konuyla ilgili bir hazırlık içerisindeler. Kamu kurumları Türkiye’nin 81 ilinde, kabaca 1000 ilçesinde hizmet verirler; hepsinin taşra (biz bilişimciler için remote branch office) yapılanması vardır. Buralarla iletişim kurulması olayı daha önce Türk Telekom’un tekelindeyken şimdi diğer operatörler de fiberleri, guruplarına bağlı ISP’leri, mobil hatları vb. ile kamuya geniş alan ağ çözümlerinde alternatif olma hevesindeler.

E, niye sadece iletişim altyapısı ile sınırlı kalınsın? İletişim kısmı, Süt İşleri Bakanlığı’nın mega projesinin sadece bir bileşeni. Veri merkezi oluşturma işini de kat buna. Bahsettiğim operatörlerin hepsi Tier bilmemkaç sertifikalı veri merkezleri oluşturma işine girdiler bile. Buyrun, bakanlığın talebine uygun bir çözüm. Finansman da sorun değil bu firmalar için, çok şükür böyle bir projeyi gerçekleştirebilecek güce sahipler.

Nüfusu 30 – 40, hadi bilemedin 100 kişi olan, çoğu bir alanda uzmanlaşımı firmalar düşünsün.

Ben böyle bir firmadan geliyorum. Ve de gerçekten düşünüyorum, ne yapılabilir diye?

Düşündüklerimi de başka bir yazıda paylaşacağım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top