Sizin Cep’inizde bir savaş var!

Hiç şüphe yok ki 2012 sonbaharında teknoloji meraklılarının en çok geyik yaptığı konulardan bir tanesi de yeni dalga akıllı telefonlar oldu. Hangi teknoloji sitesini açarsanız açın, illa ki bu konu ile ilgili bir yazı görüyorsunuz; Facebook gibi paylaşım sitelerinde (ben de dahil olmak üzere) konuyla ilgili makaleler paylaşılıyor. Bir muhabbet, bir muhabbet. Kopyala/yapıştırın ötesine giderek iki satır da kendim karalamak istedim.

Ürün inceleyip anlatmak gibi bir niyetim yok. Yazımın sonunda da söyleyeceğim şeyi başta da bir kez gündeme getireyim; bu savaştan galip çıkacacağı garanti olan tek şey tüketim ekonomisi. Her savaştan da o galip çıkmıyor mu zaten?

Önce filmin oyuncularına bir bakalım.

Savaşı kızıştıran üç yeni cengaver; iOS’lu iPhone 5, Android’le Galaxy S3 ve de Windows 8’li Lumia. Yanlarında duran Blackberry’de bu aralar çok bi hareket yok.

Akıllı telefon denen mereti dünyaya tanıtan Palm çoktan tarih oldu. Windows Mobile’lı cihazlar dolandı ortalıkta bir ara, Symbian’lar gördük ama işin hakkını vermek gerekirse iPhone ile akıllı telefon kavramı başka bir boyuta erişti. İster Apple teknolojisi deyin, ister Apple pazarlaması ama sonuçta akıllı telefon kavramını geniş kitlelere eriştiren Apple oldu. Telefon donanımını da kendi üretmesi, uyumluluk, kararlılık, basitlik gibi konularla kullanıcıları mutlu etti. Apple hala da bu başarısının keyfini sürüyor.

Savaşımızın bir başka kahramanı da Android. Patent meseleleri beni ilgilendirmiyor ama benim gözümde de Android, iOS’un başarısını görüp, alternatif yaratma felsefesini taşıyor. Ha, yanlış anlaşılmasın, bu Android’i benim gözümde daha değersiz kılmıyor. Rekabet iyidir, gelişmeyi körükler. Kimbilir, belki Android bu kadar baskı yaratmasa, iOS da Symbian’ın zamanındaki rehaveti ile bu kadar hızlı gelişmezdi. Samsung, LG, HTC gibi iddialı telefon üreticilerinin bu işletim sistemini sahiplenmeleri de Android’in popülerliğini arttırdı.

Microsoft da bir zamanlar Windows Mobile ile sahip olduğu pazarı Windows Phone işletim sistemi ile yeniden kazanma peşinde. Windows Phone 8’i henüz görmemekle beraber, bir Windows Phone 7 kullanıcısı olarak işletim sistemimden oldukça memnun olduğumu söylemek isterim. O yüzden Windows Phone 8 kullanan telefonların da gayet keyifli olacağını düşünüyorum. Nokia’nın Symbian’ı bırakıp bu platforma yönelmesi, HTC ve Samsung’un desteğinin Microsoft’u nereye götüreceğini göreceğiz.

Bir de Blackberry var. Yüklendiği “ağır abi” imajı ile diğer platformlara çoluk çocuk muamelesi yapıp kurumsal kullanımda kendi pazarını oluşturdu. Yine de, o çoluk çocuk platformlarındaki görsellik, uygulama çeşitliliği gibi kalp kazandıran özellikleri de takip etmeye çalışıyor. Donanım ve işletim sistemini kendi üreterek kurumsalların en önem verdiği kararlılık konusunda şimdiye kadar iyi gitti. Şu aralar alevlenen savaşta sessiz sedasız duruyor; bilinen yeni bir telefon modeli duyurusu bile yok.

Şimdi gelelim savaşa.

Doğruluğunu tartışmayacağım ama asıl maksadı yansıtmadığını düşünüyorum. Wikipedia’dan alıntıdır.

Yukarıdaki ve benzeri grafikler biz tüketicileri fanatizm ile gaza getirmekte çok iyi işe yarıyor. Dikkatinizi çekmek isterim ne bu grafikte, ne de bu grafiğin kaynağı olan sayfadaki diğer grafiklerde; ne hikmetse dolar lafı geçmiyor. Yazının başında bahsettiğim makalelerde de kurgu çoğunlukla “şu öne geçti, bu geri kaçtı, aman bu çok iyi gidiyor”, ya da “onun ekranı bunu döver, öbürünün bilmemkaç çekirdeği var” üzerine. İyi de, bu adamlar yarışçı mı?

Hiçbiri bu telefonları babasının hayrına geliştirmiyor. Hepsinin amacı satış yapmak kar etmek; ama cihazdan, ama işletim sisteminden, ama uygulamadan, reklamdan. O yüzden Apple % bilmemkaç satmış Microsoft atakla şurdan şuraya yükselmiş… Bunlar boş. Yapılan yatırımdan daha yüksek ciro geldi mi? Mesele yok. Zaten ticaret dediğin bu.

2007 başından bu yana akıllı telefon satış rakamları. Kaynağı gene Wikipedia.

Grafikteki rakamları topladığınızda kabaca 1.5 milyar adet buluyorsunuz. 7 milyar nüfuslu dünyada, 1 milyar insanın da aç olduğunu düşünürseniz, çoktan doyuma uğramış bir pazardan bahsettiğimizi söylemek yanlış olmaz. Talep yaratmak lazım ki, daha da satılsın.

İster küresel, ister tek bir ürün için olsun, duraksamış bir ekonomiyi hareketlendirmenin en bilinen yollarından biridir savaş, ya da rekabet. Her zaman için bir hareketlilik, bir canlanma, yanında da bir ekonomi doğurur. Kelime anlamı ile savaşlarda milletler kamp olur; silahlar yapılır, satılır, fabrikalar işler, yastık altı paralar çıkar, devletler tahvil satar ve silah tüccarları zengin olur. Ama insanlar ölür. Lafta kalan savaşlarda da firmalar taraf olur, telefonlar yapılır, satılır, uygulamalar geliştirilir, hisse senetleri satılır ve bu işin tüccarları zengin olur. Allah’tan kimse ölmez de, daha faydalı işlerde kullanabileceğimiz paraları buralarda harcarız.

Akıllı telefon alıp da kullanacak hiç kimsenin ihtiyaçlarını firmanın satış yüzdesi, işlemcisinin hızı, işletim sisteminin sürümü belirlemez. İster alo demek, ister Facebook, ister Angry Birds için alıyor olalım, asıl hedefimiz bir takım ihtiyaçlarımızı karşılamak.

Bugüne kadar kullandığım hiçbir telefonun işlemci çekirdeğini tatmadım. İşlemciyle bizzat konuşmadım, işletim sistemine iki satır kod yazmadım. Ben çekirdeğimi çitlerken karşımdaki insanla konuştum, onlara mesajlar yazdım.

Bu yüzden bana “hangi telefonu alalım?” diye soranlara hep aynı cevabı veriyorum. Gidin bir teknoloji marketine, alın elinize hepsini, bir mıncıklayın, fotoğraf çekin, tipine bakın. Sonra da içinize sinen en uygun fiyatlıyı alın. Konu bence bu kadar basit.

Kendi tercihimi de, düşünce biçimimi anlatması adına açıklayayım burada. iPhone’u sevmiyorum. Tipini sevmiyorum, arayüzünü sevmiyorum. Ben telefon alırken Galaxy S2 en baba Android’li telefondu, onda bile ekran kaydırırken bir bulanıklık olduğunu hissettim. O da ordan kaybetti. Blackberry’yi de iPhone’a benzer sebeplerle tercih etmedim. Geriye Windows Phone 7 kaldı. Outlook’u güzel, ekran görüntüsü iyi, Metro arayüze de ısındım. Samsung Omnia 7’yi aldım gitti. Evet, hele ki Türkiye’deki pazar payı yok denecek kadar az, işlemcisi eski moda kaldı, say say, 50 tane kusur bulursun bulmasına da, ben memnunum. Kırılmadığı sürece de kullanmaya devam edeceğim.

Ha, ama kimseye gidip de illa benim telefonumdan al demem. Bu benim zevkim, benim ihtiyacım. Herkes gitsin, kendi dinamiklerine göre beğensin.

Bunca laftan sonra…

Eğer yeni bir akıllı cep telefonuna ihtiyacınız varsa, görün beğenin, alın. Ama sağda solda yazanlara, rekabet adı altında verilen fanatizm ve teknik özellik gazına gelmeyin.

Piyasadaki savaş cep telefonları arasında değil. Sizin cebiniz ile üreticilerin cebi arasında. İkisi arasındaki yol da cep telefonlarından geçiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top