Askerlik Anısı

Diyorum ya aklımda çok şey var diye. Var olanların bir kısmının var olduğunu bile unutmuşum. Geçen bir sohbette bunlardan bir tanesi, bir askerlik anısı, tesadüfen çıktı ortaya. Biraz üzerine düşününce, aslında benim için hala önemli bazı değerleri yansıttığını fark ettim. O yüzden paylaşıyorum.

Master, doktora derken ben askerliğimi 1999 yılında, 31 yaşında, yaptım. İzmir Bornova’da bir eğitim birliğiydik biz. O zamanlar 8 ay süren kısa dönem çavuşlardan biriydim. Eğitim çavuşu olmak bana gayet uygundu, sonuçta daha öncesinde 6 yıl sürmüş asistanlığımız var. Yazıhaneye tıkılmaktansa ağaçlar altında genç arkadaşlarla bir şeyler paylaşmak daha hoşuma gitti, o yüzden başlarda bilişim yüzümü hiç göstermedim.

Eğitim çavuşlarınız Serkan ve Murat. Kaderin cilvesi, sonradan Serkan’la “hısım” olduk.

Eğitim birliklerinin en sıkıntılı dönemlerinden bir tanesi dağıtım zamanıdır. Erlerin acemilikleri biter, gidecekleri birlikler Ankara’dan belirlenir, size de onları bu birliklere ulaştırmakla ilgili yapacak bir sürü kağıt işi düşer. Yol belgeleri, izin kağıtları düzenlenir.  O zamanlar internet kavramı pek bugünkü gibi değil tabi. Listeler disketle ve de basılı olarak gelir. Ona göre yazıhaneye aklı başında adamlar toplanılır, elle, yaz babam yaz.

Kışlaya otobüsler gelir, çocuklar bekler de bekler, son belge de hazırlanana kadar hiçbir otobüs hareket etmez çünkü. Gece 10:00 gibi ancak yola çıkarlardı; Allah’a emanet, kimi terörün göbeğine, kimi Anadolu’nun bağrına.

Bizim kışlaya bilgisayar pek uğramamıştı o zamanlar. Hani, bir PC vardı bir kenarda ama, kullananı bile yoktu doğru dürüst. Kışladaki ilk dağıtımı yaşayınca, benim rahatsız kafam dağıtım olayını, bu sevgili PC ile daha basite indirgeyebilir miyiz diye çalışmaya başladı.

Sonuçta diskette bir Excel tablosu olarak geldiğine göre liste, Word’de de bunu yazıcıdan matbu kağıtlara uygun şekilde çıkacak şekilde biçimlesek, bi mailmerge ayarı yapsak, gerisi yazıcının hızına kalacaktı. E, kabaca 60 – 70 kişilik bi batarya olduğumuzu düşünsek, taş çatlasa bir saatte biterdi iş.

Yazıhaneye bir inkjet yazıcı almak için batarya komutanına attığımız taklaları anlatmanın gereği yok. Ama inanın, bu işin bilgisayarla bu kadar basit yapılabildiğini anlatmak daha zor bir iş oldu. Sonuçta kendisine bir önceki dağıtımı bir kez de benim usulle yaptık; belki de hayatımdaki en kritik kavram ispat çalışmalarından birini yapmış oldum.

Ben, o yazıcı, o PC, arkadaşlar ve o yazıhane. Tam hatırlamıyorum ama, masanın üzerindeki kağıt bolluğuna bakarsak, sanırım kavram ispat çalışması zaferini kutluyoruz.

Ancak sonuç olumluydu. Komutanımızın tek dediği “bunu bu odadakilerden başka kimse bilmesin, buna tabur komutanı da dahil” oldu. Yüzünde muzipçe bir gülümseme vardı.

Dağıtım günü geldi. Ve gerçekten de biz bir saati bile bulmadan işimizi tamamlamıştık.

Tabur komutanı, herkesin arı gibi çalıştığı o gün bizim bataryanın yan gelip yattığını görünce önce bir güzel azarladı bizi. Tabi, bizim yüzbaşı durumu kendisine (havasını da atarak) anlattığında, konuyla ilgilendi. Ufak çaplı bir kavram ispat da kendisine yaptık.

Bizim düzenimiz o gün için çok bir işe yaramadı tabi. Neticede bizim çocukların işi bitmiş olsa da, gene kışladan ayrılmak için diğer bataryaları beklediler. Gene gecenin körünü buldular.

Ancak… Bir sonraki dağıtım, tabur komutanımızın da desteği ile tamamı ile bilgisayar üzerinden yapıldı. Öğle olmadan her şey bitmişti.

Daha sonrasını bilmiyorum. Biz terhis olduk. Sonra zaten yıllar içinde merkezi sistemler kuruldu, bizim yaptığımız iş tarihe gömüldü.

Yine de… Düşünüyorum da, bilişim kullanarak, çok kısıtlı sayıda da olsa, birtakım insanların hayatlarını kolaylaştırmışım. Belki de hiçbiri farkında bile değil içinde benim de olduğum bir çaba ile kendilerinden bir önceki döneme oranla daha rahat bir dağıtım yaşadıklarının. Olsun. Ben yapmışım. Yaptığım için de hala ufak bir mutluluk duyuyorum.

On üç sene sonra nereden aklına geldi derseniz… En başta bahsettiğim sohbette bana sordular, “Haziran’da işten ayrıldın, hala da tam netleştiremedin durumunu, ne yapmak istiyorsun?” diye. İşte orada, birdenbire hatıralarım arasından bu çıktı.

Evet, ben, bilişim sektöründe edindiğim deneyimlerim ile, insanların, kurumların hayatlarını kolaylaştıracak şeyler yapmak istiyorum. Bu deneyimlerimi kullanabileceğim bir noktada durmak istiyorum.

Bugüne kadar çalıştığım şirketlerde çalıştığım pek çok projede bu tür şeylere katkıda bulunma şansım oldu. Bundan sonrası da böyle devam etsin inşallah.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top