Bilişim İle İş Sürekliliği

İlk bakışta İş Sürekliliği kavramının çok da açıklanacak bir yanı yok gibi görünüyor. Her ne iş yapıyorsan, sürekli yapabiliyor olacaksın.
 
İşin içine Bilişim’i katınca olay biraz farklı hale geliyor. Altı tane çok önemli soru çıkıyor karşımıza.
  1. Ne işler yapıyorsun?
  2. Yaptığın işlerin birbiri ile ilişkisi ne?
  3. Yaptığın işlerin birbirleri arasında önceliği ne?
  4. Hangi işlerini Bilişim ile yapıyorsun?
  5. Bilişim ile yaptığın işlerin içinde bilişim olmayan neler var?
  6. Bilişim ile yaptığın işlerin Sürekli’liği ile neyi kast ediyorsun?
Ne işi, hangi kaynaklarla yaptığını bilmek önemli. Bilişim sonra geliyor.
 
Biraz mola verip, başka bir yerden devam edelim.
 
Benim de içinde bulunduğu bilişim teknolojisi insanları olarak “İş Sürekliliği” denince işi dönüp dolaştırıp bilişim sistemlerinin sürekliliği konusuna bağlamayı severiz. Biz o “iş”ten anlarız çünkü.
 
Bundan 10 sene önce sektörün bilinen donanım üreticisi firmalarından birinde çalışırken benim için iş sürekliliği çok basit bir konuydu. İki farklı yerleşkeye bizim depolama ünitelerinden birer tane koyuyordun, onları da uygun yazılımlarla birbirine kopyalıyordun. Ha, her iki tarafta da her ne iş yapıyorsa, sunuculardan da birer kopya. Al sana iş sürekliliği; bi taraf giderse diğeri çalışır, daha ne istiyorsun?
 
Kariyerimde bir sonraki durağım olan sistem entegratör firma bana bir şeyler daha kattı. O kopyalamalar öyle hop diye olmuyordu. Arada ağ cihazları vardı, onların güvenli haberleşmesi için katmanlar gerekliydi, yazılımlar kendilerini arıza durumunda sağlam taraftan ayağa kaldırmak için farklı taklalar atıyorlardı. O taklaları atarken de zaman geçiyordu. Çözümünüzü tolere edebileceğiniz potansiyel veri kaybınız ve tekrar çalışmaya başlayacağınız süreyi göz önüne alarak tasarlamanız gerekiyordu; bunları Geri Dönüş Anı Hedefi ve Geri Dönüş Süresi Hedefi diye tercüme etmiştik. Bu süreleri küçülttükçe ortaya çıkan çözüm daha yüksek maliyetli oluyordu.
 
Doğrusu, buraya kadar Felaket Kurtarma kavramından bahsettik. Aslında beklenti farklı konumlardaki sistemlerin paralel çalışması yönündeydi. Böylece bir tarafta bir şeyler olsa bile, diğer veri merkezi çalışmaya devam ediyordur. Uygun yazılım tekniklerini de kullanarak bunu yapmanın da mümkün olduğunu gördük. Bulut Bilişim’in de temellerinden biri olan bu çoklu veri merkezli çalışma mantığında kullanıcılar bir veri merkezinin işlevini tamamen yitirmesi durumunda bile hemen hemen hiç bir şey hissetmiyorlardı.
 
Çok güzel. Ama hala önemli bir nokta eksik. Resimde “iş” nerede?
 
Molamızı bitirelim.
 
 
Günümüz bilişim teknolojileri, herhangi bir bilişim sisteminin neredeyse hiç bir kesintiye uğramadan çalışmasını sağlayacak noktada. Olay paraya bakıyor.
 
Bilişim teknolojilerinin tek başına sağlayamadığı nokta ise, kurumların hangi işlerini nasıl yaptığı. Zaten baştaki sorular da buradan çıkıyor.
 
Bir kere işlerin tanımı lazım. Evrak otomasyonu olur, e-ticaret olur, çay ocağı olur… Kurum içerisinde yürüyen bütün işlevleri tanımlamak belki en basit ama kesinlikle en önemli konu. Her şeyi bilişimle yapmak zorunda değiliz; bazı şeyler hala bilgisayarlar olmadan da yürüyor.
 
Bunların birbirleri ile ilişkisini çıkartmak gerekiyor. İster paralel çalışsın, ister arıza anında devreye girsin, iki veri merkezinizde çalışması planlanan insanların iş yerlerine gelme problemini çözemediğiniz sürece o veri merkezi işlemez. Eğer personel servisi hizmetiniz varsa o bile iş sürekliliğinin bir parçasıdır. Sizin evrak yönetim sisteminiz ancak o adamlar oraya gelirse çalışır.
 
Bu noktada kurum olarak yapılan işleri önceliklendirmek gerekiyor. Hali ile her iş bir diğerinden farklı dinamiklere sahip; kimi işlevler bir diğerinin varlığını gerektiriyor. Bu konuda verilebilecek en güzel örneklerden bir tanesi e-posta hizmeti. Şube yapısında çalışan bir organizasyonda, temel iş uygulamasının çalışmadığını haber vermek, o iş uygulamasını çalıştırmaktan daha öncelikli olabiliyor.
 
İçine bilişim bulaşanları işleri tarif etmek haliyle şart ki, o sistemlerin sürekliliğini sağlayalım. En nihayet, bilişimcilerin oyun sahasına girdik. Bunu nasıl yaptığımızı molada anlattık zaten
 
Burada da dikkat edilmesi gereken bir başka nokta var. İşi her ne kadar bilişim ile yapıyor olursanız olun, iş sürecinin içinde bilişimle hiç alakası olmayan bileşenler bulunabilir. Ürettiğiniz bir evrağa damga basıyorsanız, iş sürekliliği planınızda ıstampa mürekkebi bulundurmayı unutmayın.
 
Ve geldik “Süreklilik” konusuna. Her işlevin kendine has bir sürekliliği var. Internet’ten satış yapan sisteminiz elbette ki hiç durmayacak. Ama raporlama sisteminiz biraz bekleyebilir. Şubeleriniz çevrim dışı çalışabiliyorsa, veriyi sonra eşleyebilir ya da tekrar elle girebilirler. Size kalmış. Bu noktadaki seçimleriniz iş sürekliliği yatırımınızda bilişim maliyetlerinizi en çok etkileyen nokta olacaktır.
 
Her şeyi planladıktan sonra da işiniz bitmiyor maalesef. Kurduğunuz yapının işlevsel olup olmadığını, kurumunuzun o anki dinamikleri ile uyumlu olup olmadığını sürekli denetlemeniz gerekiyor.
 
Gördüğünüz gibi konu “İş”inizin sürekliliği olduğunda bilişim sadece bilişim ile oluşturduğunuz işlevlerin sürekliliğini sağlayabilen bir araç. Asıl “İş”i sürdürmek yine size kalıyor.


Bu yazı daha sonra düzenlenerek CeBIT Life Magazine 1. Sayı‘sının 25. sayfasında aynı başlıkla yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top