IPv6 Niye Geliyor?

“Çünkü IPv4’ler tükendi” diyerek yazıyı çok kısaca bitirmek mümkün tabi. Yine de, ana nedeni gerçekten bu tükenme olan IPv6’ye, bu tükenmenin altında yatan dinamiklerle birlikte göz atmakta fayda var.

IPv6’nın adını son iki-üç yılda duyar olduk ama yeni bir şey değil aslında. Standart çalışmaları 1990’lı yıllara dayanıyor, şu anda olarak kabul edilen tanımı Aralık 1998’de yapılmış. Biraz “bu adamlar teknolojisini çoktan yapmışlar ama mahsus ağır ağır piyasaya sürüyorlar” komplo teorisini doğrular bir teknolojik kavram. O yüzden, yıllardır var olmasına rağmen, şu an ihtiyaç duyulduğu için geliyor IPv6 desek yanlış olmaz; artık bir önceki protokol olan IPv4 ihtiyaçları karşılayamaz hale geldi.

Tıpkı telefon numaraları gibi, birbiriyle haberleşmek isteyen her bilişim cihazının kendine has bir IP numarası olması gerekiyor. Bugün kullandığımız telefon numaralandırma sistemi yüz milyarlarca kişiyi adresleyebilecek kapasitede. Dünya nüfusunun yüz katından fazlasına adanmış bir numara verebilecek bir sistem olduğu için “Telefon Numarası v6” diye bir ihtiyaç duymuyoruz henüz.

IP üzerinden haberleşen cihazlar için durum biraz farklı. IPv4’ün kullandığı adresleme sistemi kabaca 4 milyar farklı adres üretebiliyor. Oysa bugün itibarı ile dünya üzerinde IP kullanarak ağ erişimi sağlayan 15 milyar cihaz olduğu tahmin ediliyor. Eh, şu an evimde sadece bana ait 7 farklı ağ erişimli cihaz sayabildiğime göre, olmayacak rakam değil.

Tarihçesine bakacak olursanız, IP 1,2 ve 3 deneysel sürümler olmuş. IPv4 de aslında ticari ya da halka açık bir protokol olarak düşünülmemiş; o yüzden 4 milyar adresin haydi haydi yeterli düşünülmüş. Gelin görün ki, internet bu protokol üzerinden yaygınlaşınca, 1991 yılında bu adresin yetmeyeceği ön görülmüş. Gene deneysel bir IPv5’in ardından, daha önce de belirttiğimiz üzere IPv6 standardı, bir sonraki nesil adresleme standardı olarak ilan edilmiş.

Peki, IPv6 ile kaç cihaza kadar adresleyebilirsiniz? Kolay; 3.4 x 1038 ya da okunur dili ile 340 undecillion, tam olarak 340.282.366.920.938.463.463.374.607.431.768.211.456. Bu öyle hayal edilemez bir rakam ki, dünya üzerinde bulunan tüm kum tanelerinin sayısının sağına 18 tane 0 koyduğunuzda ancak bu seviyeye gelebiliyorsunuz. Gelin, görün ki bu rakamın da 2128 yılında yetersiz kalacağı tahmin edilmekte. Torunumun torununu zor günler bekliyor.

Artık eskiden hiç aklımıza gelmeyen bir sürü cihaz IP istemcisi olmuş durumda. Bundan 10 sene öncesine kadar sadece bilişim cihazları IP tabanlı ağlara bağlanıyordu. Bugün teknoloji marketlerinden her gün yüzlerce akıllı televizyon satılıyor. Hemen hemen bütün cep telefonlarının internet erişimi var, masa telefonlarında da IP tabanlı çözümler yaygınlaştı. Bırakın güvenlik kameralarını, bildiğimiz fotoğraf makineleri IP tabanlı. Yarın öbür gün akıllı evlerdeki lambalar, ısıtma cihazları ve muhtemelen şu an aklımıza bile gelmeyen bir sürü şey daha IP dünyasına dahil olacaklar.

Temel amacı bu adresleme problemini çözmek olmakla beraber, IPv6 işi sadece basit bir numaralandırma yapısı ile bırakmıyor elbette. Bu kadar cihazı birbiri ile konuşturacaksanız, nasıl konuşturacağınız konusunda da bir şeyler yapmanız gerek.

Aynı veri paketini birden çok noktaya tek seferde taşıma özelliği diye tarif edebileceğimiz Multicasting özelliği IPv6’da standart olarak geliyor.

Ağ katmanında güvenlik sağlayan IPsec zaten esas olarak IPv6 için geliştirilip sonradan IPv4’e uyarlanmıştı.

IPv6 kullanan cihazlar bir ağa bağlandıklarında kendilerini otomatik olarak ayarlayabiliyorlar. Bu işlem için bağlı bulundukları ağ yönlendiricisi ile kendi dillerinde ufak bir sohbet yapmaları yeterli oluyor.

Bahsi geçen bu sohbetin doğru yapılmasını sağlayan önemli bir faktör de IPv6 adresinin kaynağı olan cihazın MAC adresinin, yani üzerindeki ağ denetleyicisinin fiziksel kimliğinin bilincinde olması. Bu sayede IPv6 kullanan cihazın istemci mi, sunucu mu, mobil cihaz mı ya da bir ağ yönlendiricisi mi olduğuna göre uygun bağlantılar yapabiliyor. Multicasting ve IPsec de aslında bu farkındalığın nimetlerinden faydalanıyorlar.

Veri paketlerinin daha verimli oluşturulması ve aktarılması ile ilgili birkaç konu daha var ama çok teknik detaya girmek gerek. Özetle veri iletişimi daha etkin yöntemlerle yapılıyor desek yeterli olacak.

Bilişim dünyasının en popüler konularından bir tanesi internetin nasıl IPv4’ten IPv6’ya geçeceği. Tabi ki birden bire olmayacağı aşikar. Günümüzde hemen hemen tüm cihazlar, işletim sistemleri ve uygulamalar her iki protokolü bir arada destekleyecek özelliklerde üretiliyor. Geçiş konusunda çözüm ve danışmanlık sağlayan bir sektör türedi.

Her şeyin birbiri ile iletişeceği bir dünya fantezisinin ne kadarını göreceğiz bakalım ama Allah ömür verirse göreceğimiz kadarının IPv6 destekli olacağı kesin.


Bu yazı daha sonra düzenlenerek CeBIT Life Magazine 1. Sayı‘sının 28. sayfasında aynı başlıkla yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top