Devir Akıl Devri (Dört Köşe #01, Eylül 2012)

1950’lerden 1960’lı yılların başlarına kadar olan dönem Amerika’nın Altın Çağı olarak bilinir. Savaştan çıkmış bir dünyada ekonomik endişelerin bir kenara bırakıldığı, her şeyin daha büyük, daha çok olmasının makbul olduğu bir zaman dilimidir. Bunu anlatan belki de en güzel örnek o devrin Amerikan arabalarıdır. Bizim daha çok dolmuş olarak bildiğimiz Impala’lar, Buick’lerin devridir o zamanlar. Motorlar 6 – 7 litre, 300 – 400 beygir gücünde, içerisi salon salomanje. Herkesin kapısında ikişer üçer; insanlar bu metalara sahip olmanın verdiği mutluluğu yaşarlar.

Soğuk savaş, petrol krizi derken bu devir biter. Amerika bugün ucuz maliyetli alternatif yakıtların, çok yolculu taşıtlara öncelik tanıyan yolların, hibrid motor teknolojilerin öncüsü olan ülke olarak karşımızda.
Çok benzeri bir dönemi de bilişim teknolojilerinde yaşadığımızı düşünüyorum. Bilişim teknolojileri ile 20. yüzyılın sonlarında tanışan günümüz iş dünyası, bilişim bileşenlerinin limitli kapasiteleri ile sınırlı oldukları dönemi aşmanın verdiği bir rahatlama ile 2000’li yılların başlarında oldukça yüksek kapasiteli yatırımlara gitti. Çok işlemcili dev sistemler, her işi için adanmış sunucular, bant genişliği sağlamak için uzak alan bağlantısı için bile kurumlara adanmış fiberler, her uygulamaya adanmış depolama sistemleri, elektrik tüketim endişesi olmayan veri merkezleri…

Yaşanan krizler ve maliyet düşürme endişeleri bilişim teknolojilerini de benzer yollara soktu. Optimizasyon  önemli bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Blade sunucu gibi teknolojiler ile fiziksel alanda sağlanan tasarruf bana 5.5 metrelik Amerikan arabalarından 4 metrenin altında boya sahip kompakt arabalara dönüşü çağrıştırıyor. Tıpkı artık ailede herkesin ayrı ayrı arabası olmadığı gibi, sunucular da artık sanal makineler üzerinden paylaşımlı olarak kullanılıyor. Paylaşımlı kullanımda bile artık 8 işlemcili sunucuları nadiren kullanıyoruz. Sunucular daha az elektrik yakıyor; kullanmadığı işlemciyi kapatıyor. Disk sistemleri tekrar eden verileri tek nüsha olarak tutarak aynı verinin olduğu dizilerin yerine “denden” işareti atmayı öğrendi. 

Kurumlar bilişim yatırımlarını yaparken elbette öncelikli olarak hedefledikleri servis seviyelerini tutturmayı hedefliyor. Ancak bunu sağlamak için artık bilişimde “kaba kuvvet” devrinin yerini akıllı bilişim teknolojilerine bıraktığını düşünüyorum. Bugün kurumsal çözümlerde sanallaştırma, katmanlama, tekilleştirme, sıkıştırma, önbellekleme, akıllı yönetim gibi teknolojleri kullanıyoruz. Hedefimiz hem bilişim bileşenlerinden, hem bu yapıyı barındıran mekanlardan, hem de bu yapıları ayakta tutan personelden en yüksek verimi elde etmek.
Doğaldır ki sunucu, istemci, depolama, ağ cihazları gibi farklı bilişim bileşenlerinin her biri için çok farklı optimizasyon teknolojilerinden bahsetmek mümkün. Bundan sonraki yazılarımda bu bileşenlerden her biri ile ilgili daha detaylı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum.
Gelecek ay ağ optimizasyon konusu ile sizlerle birlikte olmak üzere.


Bu yazı daha sonra düzenlenerek Telekom Dünyası‘nın 121. sayısında yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top