İşletim Sistemleri “Nerede” Şimdi? (Dört Köşe #05, Ocak 2013)

Öyle bir başlık oldu ki, nereye çekersen oraya gider. Aslında amaç da biraz oydu zaten.

“İşletim sistemi, bilgisayarda çalışan, bilgisayar donanım kaynaklarını yöneten ve çeşitli uygulama yazılımları için yaygın servisleri sağlayan bir yazılımdır” diyor tanımında. Bu tanıma bakacak olursanız, sıradan kullanıcının işletim sistemi ile pek bir işi yok gibi gözüküyor. Altta donanım kaynaklarını sağlıklı bir şekilde yönetildiği sürece, kullanıcı uygulama yazılımı ile muhattap olacak sadece.

Aslında ilk “nerede” sorusunu cevaplamış da olduk; uygulama yazılımları ile donanım arasında. İster Microsoft, ister Linux/UNIX tabanlı olsun, oldukça uzun süre boyunca bu tanıma sadık kalındı. Kara ekrandaki imleçin yanıp söndüğü yere komutu yazıyordunuz, uygulama çalışıyordu. Kullanıcı makinenin RAM’i şu kadarmış, şu driver yüklüymüş vb. ile uğraşmıyordu o zamanlarda. O iş biz sistemcilerin derdiydi.

İlk işletim sistemlerinin içinde, sistem yöneticilerinin işlerini görmesi, komut dosyalarını düzenleyebilmesi gibi işler için ufak tefek yardımcı programlar bulunurdu. Her sürümle birlikte bu yardımcı programların hem yetenekleri arttı, hem de çeşitlilikleri. Bu konuyu bir tutun aklınızda, buraya döneceğiz.

1984’te Apple Mac OS diye radikal bir işletim sistemini piyasaya tanıttı. Bugün hala müptelası olduğumuz masaüstü kavramını kendilerine borçluyuz. Orijinal Mac OS’a da baktığınızda klasik işletim sistemi tanımına oldukça sadık olduğunu görürsünüz. Sistem kaynaklarının yönetimini grafik bir arayüz ile yapabilme yeteneği hem sistem yöneticilerinin işlerini kolaylaştırıyor, hem de sistem yönetme işini kolaylaştırıp ev kullanıcılarının “bilgisayarcı”lara olan ihtiyacını azaltıyordu.
İlginçtir, Windows 1.0 1983’te hazır olmakla beraber 1985’te, Mac OS’un arkasından piyasaya sürüldü. Windows 95’e kadar Windows bir işletim sistemi değil bir grafik arayüz uygulaması sınıfındaydı; altta MS-DOS işletim sistemine ihtiyaç duyuyordu. PC’nizde aslen Windows olmasa da olurdu; Windows size sadece kullanım kolaylıkları ve ekstra programlar getiriyordu. Apple’cılar da boş durmayıp Mac OS sürümlerinin içine benzer yardımcı programlar katmaya başlamışlardı. Linux camiası da X Windows System ve türevleri ile alternatifler üretiyorlardı.

İşte bu noktada “nerede” sorusunun cevabı bulanıklaşmaya başladı. Artık işletim sistemi makine kaynaklarını yönetmenin çok üstünde, elinize alışkanlık yapmış bir sürü uygulamayı da içeren bir paket haline gelmişti. Web tarayıcısı işletim sisteminin bir parçası mıydı? Klasik disiplin “ne münasebet” cevabı verilen bu soruya kullanıcı açısından baktığınızda “olmazsa olmaz” cevabını alıyordunuz. Hesap makinesinden medya oynatıcıya kadar pek çok uygulama bu soruya maruz kaldı. Başta Microsoft olmak üzere “vay sen bu programı nasıl dahil edersin işletim sistemine” konulu davalarda çarpık tazminat bedelleri uçuştu.

HTML5, Java gibi teknolojiler bugün işletim sistemi kavramını daha da bulanıklaştırıyor. Bugün bir web tarayıcı açtığınızda içinde ofis paketinden tutun medya oynatıcıya kadar her bir uygulamayı çalıştırabiliyorsunuz. Bu noktada, donanım kaynaklarını doğru yönetebilen bir web tarayıcı bile bir işletim sistemi sayılabilir. Hatta “Uygulamanın bir altı işletim sistemidir” derseniz, Facebook’a bile işletim sistemi diyebilirsiniz; Facebook için geliştirilmiş onbinlerce uygulama var.
Barındırdığı masaüstü ve uygulama paketleri nedeni ile bugün kullanıcılar bir işletim sistemi tercihinden bahsediyorlar. Aslında kimsenin bellek yönetimi, yazıcı sürücüsü performansı gibi asıl işletim sistemi işlevlerini dert ettiği yok.

Ancak tablet kökenli yeni nesil işletim sistemleri, bu “nerede” olgusunu tekrar eski konumuna getirecek gibi gözüküyor. Gerek iOS, gerek Android, gerekse de Windows 8 işletim sistemleri kullanıcı odağını masaüstünden çekip uygulamalara doğru yöneltme eğilimindeler. Hepsine baktığınızda kullanıcılar yalnızca uygulamaların ve sistemin temel ayarları dışında bilgisayarlara ait kaynaklara fazla el sürdürmeyi sevmiyorlar. İşletim sistemi denilen çekirdek işlevler dışında neye ihtiyacınız varsa gidip bir uygulama dükkanından edinmeniz bekleniyor. Aynı dalga OS X, Linux gibi PC işletim sistemlerine de bulaşmış durumda.

Bu cihazların bu derece tutulmasının asıl nedenlerinden birisi de bu bence. Kullanıcıları işletim sistemi denilen karmaşadan uzakta tutup, uygulama kullanmanın keyfini yaşatıyorlar. Bu yaklaşım sayesinde işletim sistemleri şimdi gerçek olmaları gereken yerdeler tekrar.


Bu yazı daha sonra düzenlenerek Telekom Dünyası‘nın 125. sayısında yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top