Yeşil Telefon Devrimi (Dört Köşe #15, Kasım 2013)

Pek çoğumuzun çocukluğunun en aşina objelerinden birisidir çevirmeli yeşil telefon. İş amaçlı teleks,
tebrik amaçlı telgraf gibi şeyler de vardı da dünyada, toplumumuzun telekomünikasyon olarak algıladığı konunun %90’ını oluşturuyordu bu cihazlar. İkide birde değişme imkanı da olan bir şey de olmadığı için 1970’li yıllardan tuşlu telefonların piyasada yaygınlaştığı 1980’lerin ortalarına kadar, kabaca 15 sene boyunca üzerlerine serilen dantelleri ile birlikte hafızamıza yer etmiştir.

Oysa 15 senelik bilişim kariyerim boyunca şu an 11. cep telefonumu kullanıyorum. En basitinden walkman özelliklisine, akıllı telefonuna kadar her çeşidi bir şekilde kullanmak durumunda kaldım. Şu anda da oldukça iyi model bir akıllı telefona sahibim de… İlginç olanı, bu cihazı yine yeşil telefon olarak kullanıyorum.

Ne hikmettir bilinmez, popüler tüm mobil işletim sistemlerinde telefonla arama yapma simgesi yeşil. Eşinizi dostunuzu mu arayacaksınız? Hop, hala yeşil telefona sarılıyorsunuz.

Yalnız, bu ara sesli telefon görüşmesini de geçen bir konu var. Ne garip ki simgeleri ağırlıklı olarak yeşil renkte olan anlık mesajlaşma uygulamaları.

İğneyi kendime batırarak başlıyorum da toplum olarak pek bir iletişir olduk. Parkta, sokakta, evde, iş yerinizde bir bakın. Herkes herkese mesaj yazıyor. WhatsApp, WeChat, FaceBook Messenger, Skype, Viber, iChat, FaceTime ve daha burada saymaya sayfanın yetmeyeceği bir sürü anlık mesajlaşma uygulamasını her telefonda illa ki bulunan SMS imkanıyla da birleştirince ortaya korkunç bir iletişim resmi çıkıyor. Twitter, Facebook gibi mikro bloglara atılan iletileri de saymadım daha.

Bunun günlük kullanımının yanında bir de kurumsal yansıması var muhakkak. IP tabanlı telefon diye başlayan ağ tabanlı iletişim ürünleri bugün kurumsal pazarda da tümleşik iletişim çözümü adı altında bir yelpaze olarak karşımıza çıkıyor. Ama yine de bu çözümlerin de en yaygın kullanılan bileşeni anlık mesajlar. Microsoft, Cisco, Polycom gibi bu konuda lider çözüm üreten firmalarını kullanan kurumlarda da insanlar niyeyse karşısındakileri arayıp görüntülü konuşmak gibi bir imkan varken, tuşları tıkırdatarak karşıdaki insanla iletişim kurmayı tercih ediyor. Yalnız, biraz daha kurumsal bir hava katmak için olsa gerek, kurumsal mesajlaşma uygulama simgelerine mavi renk hakim.

Gerek bireysel, gerekse de kurumsal kullanımda olsun, bu mesajlaşma olayı telekomünikasyon dünyasının en önemli gerçeklerinden birisi haline geldi. Resim, http linkleri vb. şeyleri konuşarak karşımıza aktaramadığımız için tercih ediyoruz sanırım anlık mesajlaşma çözümlerini. Gerektiğinde sesli ve görüntülü görüşebilmek, ücretsiz internet hizmetleri üzerinden iletişim kurabilmek, dünyanın dört bir yanı ile oldukça düşük ücretler karşılığı iletişim kurabilmek de bu çözümlere olan ilgiyi popüler kılan birkaç öğe.


Yalnız işin bir de insan evrimi ile ilgili değişik bir boyutu ortaya konuldu. Yeni nesil mesaj yazma ve oyun konsolu kullanma gibi alışkanlıklarından ötürü başparmaklarını işaret parmaklarından daha fazla kullanır hale gelmiş durumda. Kapı zilini başparmakla çalmaktan tutun da, yön göstermeye kadar pek çok işi başparmaklarını kullanarak yapan bir nesil çıktı ortaya. Motorla’nın UCLA ile yaptığı bir çalışmada, bu aletleri kullanmada önde gelen ülkelerden Japonya’da Oya Yubi Sedai (başparmak kuşağı) olarak adlandırılan bir kuşağın oluştuğunu ve bu kuşağın sadece başparmak kullanarak dakikada 40 kelime yazabildiğini ortaya çıkarıyor (tavsiye ederim, kaynağından okuyun http://classes.dma.ucla.edu/Winter03/104/docs/splant.pdf)

İletişim devrimi telefonun rengini değiştirememiş olsa bile kullandığımız parmağımızı değiştirmiş. Yeşil telefonu işaret parmağımızla çevirirdik biz. Şimdi yeşil simgeye başparmağımızla basıyoruz.


Bu yazı daha sonra düzenlenerek Telekom Dünyası‘nın 135. sayısında yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top