güm, Güm, GÜM! … Güm?

Davul dediğin deyimlere konu olmuş; sesi uzaktan hoş gelir diye. Doğru gerçekten de. Yaklaştıkça daha başka bir şeyin sesini duyamaz oluyorsun çünkü. Tek başına da çekilmiyor meret. Yine de garip bir cazibesi var, illa ki eline alıp iki de sen vurmak istiyorsun. Ama yanına varıp tokmağı da eline alınca… O zaman iş değişiyor.

Zurna gibi de değil bu meret; üflemenin usulünü bilmezsen ses çıkartamazsın zurnadan. Oysa tokmağı her eline alan iyi-kötü bir gümletir davulu. Gümletir de, ona çalmak denir mi? Bak orası sana kalmış. Bakma başkasına, davuldan çıkarttığın sesten sen memnunsan ne ala. Ha, ama kendin de beğenmediysen çaldığını, bırak tokmağı, geç uzağa. Bırak da çalabilen çalsın.

Özet; arası yok bu davul işinin. Ya ehline bırakacaksın, sen uzaktan dinleyeceksin. Ya da tokmağı alıp benim çalabildiğim bu diyeceksin.

İkisinin arasında gerçekten de çekilmez oluyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top