Geçmişin Gölgeleri

“Hayırdır inşallah” diye başlayacağım.

Yaş 45. Bugüne kadar 10 farklı evde yaşadım; yazlığı saymıyorum. 8. işimde çalışıyorum; onda da stajları, öğrenciyken part-time yaptıklarımı hariç tuttum. 2 kere evlendim, 2 kere boşandım; resmiyete dönmeden başlayıp bitenler başka hikaye. Türkiye hariç 14 farklı ülke gördüm. Türkiye’nin neredeyse dört bir yanına bir uğramışlığım var. Toplamda 50 küsur şehri ziyaret etmişim; ilçeleri hariç.

Çok şey geçti başımdan. Bazen kendimi bir televizyon kanalı gibi hissediyorum. Kanal aynı kanal ama, çocuk programı, yerli dizi, yabancı dizi, belgesel, dram, komedi, bilim kurgu. Arada başka dizilerin fragmanı tadında kesik, kopuk görüntüler. Kanal aynı kanal ama saat başka, mekan başka, oyuncular başka.

Son bir haftadırsa, geçmişin gölgeleri musallat oldu hayatıma.

İlk karımı gördüm rüyamda; altı yıldır hiç haberleşmedik halbuki. Oğullarımızı tanıştırdık. Akran sayılırlar, pek keyifli oynadılar.

Ertesi gün Spotify dinlerken King Diamond çaldı. Tüm CD’leri vardır ama niyeyse yıllardır dinlememişim. King Diamond deyince aklıma Akın geldi; asistanlıktan oda arkadaşım. Yıllardır ne gördüm, ne bir haber aldım. Facebook’tan filan da bulamadım; kimbilir nerede?

Akın’ı çekiştirmek için ertesi sabah bölümden arkadaşım Bülent’le buluştum. Onun da Akın’dan haberi yokmuş da, haberi oldukları, benim haberim olduklarım derken döküldü o yılların bohçası kahvaltı masamıza.

Üstüne bir sonraki gün bir arkadaşımla öğlen yemeği yiyeceğiz, “seni değişik bir yere götüreceğim” dedi; gittik gittik, gide gide  N.E.T. Piknik’e gittik. 5 küsur sene asistan maaşıyla tek gidebildiğimiz, “Perşembe, 7, N.E.T.” diye ezberimiz olan yer. Hacettepe Elektrik’teki akademisyen hayatımızdaki düzeyli diyaloglarımızdan arınmak için “seviye düşürme günü” adı altında düzenlediğimiz etkinlik. Kaç kişi doldu aklıma, saymayayım, sayamam.

Aynı gün Esat’ta işim var. Çıkınca James Cook’a kafayı sarkıttım, Aylin’le denkleştik; gene üniversite yılları. Masadaki diğer arkadaşa gençlik hikayelerimizi anlatırken de kim var, kim yoksa üzerinden geçildi.

Aylin tutturdu “bana Battlestar Galactica DVD’lerini kopyala” diye. Gittim dolaptan buldum; Meteksan’dayken ekipcene imece usulü alıp kopyalarını çıkartmıştık. Kopyalarken Donkey sunucumuzun aldığım yedeğini bulup baktım. Ne ekiptik, hem iş, hem eğlence neler neler yaşadık orada da.

Anılar, olmuşlar, olmamışlar, olması muhtemeller… Gidilmişler, görülmemişler, hayal edilmişler… Hepsinin harmanı, kah kafamda, kah radyoda, kah sokakta karşıma çıktı bu hafta. Muhtemelen bir kısmının ben öyle bakmaya başladığım için fark ettim ama pek bi üst üste geldi sanki hepsi. Yaşlanıyorum; onun getirileri biraz da sanırım.

“Hayırdır inşallah” diye de bitireceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top