Dükkanı Kapatıyoruz (Dört Köşe #18, Şubat 2014)

Her zaman yaşanmış bir gerçektir. Hayatımıza giren pek çok yeniliğin sonradan başka etkileri olduğunu da görmüşüzdür. İlla kötü olmak zorunda değil muhakkak ama öngörülmediği için bu etkilere uyum sağlama sürecinde bir takım sıkıntılar yaşanmıştır doğal olarak.

Geçtiğimiz günlerde epeydir görüşemediğim bir arkadaşımla sohbet etme şansımız oldu. Bilişim sektöründe saygın bir firmanın sistem destek hizmeti ekibinde kıdemli mühendistir; mutfaktan yetişme, 15 yıl önce elinde tornavidayla başladığını biliyorum. Bugün büyük ölçekli veri merkezleri tasarlayacak, bakımını, güncellemesini planlayacak, ekipler kurarak bu projeleri gerçekleştirecek yetkinlikte bir insan. Hal, hatır soruldu önce. İş, güç deyince yüzü ekşidi biraz, “Abi” dedi, “bu bulut olayı bizi mahvetti. Dükkanı kapatıyoruz”.

Özellikle uzak alan iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişme bilişim teknolojilerindeki resmi çok farklılaştırdı. Birkaç yıl öncenin yerel alan ağı hızlarına bugün internet üzerinden erişebiliyoruz. Hele işin optimizasyonu filan dediğinizde, daha bile kaliteli bir erişimimiz var eskinin yerel alan ağı teknolojilerine oranla.

Bilişim hizmeti alanlara büyük kolaylık getiren bu gelişme bilişim hizmeti verenleri çok başka bir şekilde etkiliyor. Veri merkezi işletmecileri eskiden kendi yerel ağlarından, yani kendi fiziksel konumlarından alabildikleri bilişim hizmetini de internet üzerinden alabilme lüksüne sahip oldular. Hala kötü bir şey yok gibi görünüyor değil mi? Kayseri’deki bir sistem odanıza İstanbul’dan destek alabileceksiniz; iletişimi ayakta tutacak yeterlikte bir personel ile işinizi görürsünüz. Peki niye İstanbul? Delhi olmaz mı?

İş internete binince oluyor. Destek hizmetlerinin maliyetinin büyük çoğunluğunu personel maliyetleri oluşturur. Hal böyle olunca, kişi başı yıllık geliri Türkiye’nin neredeyse onda biri olan ülkelerden aldığınız en pahalı servis hizmeti bile yerli kaynaklardan alacağınızın yanında çok daha ucuza çıkıyor. Bu firmalarda inanamayacağınız derecede güzel Türkçe konuşan insanlar da var. Muhtemelen çok iyi Türkçe bilen bir Hintli ile konusunun üstadı bir bilişim uzmanı Hintli aynı seviyede maaş alıyordur. Teknik uzmanların önüne arayüz olacak bir tercüman koydunuz mu işi pek de güzel yürütebilirsiniz.

Tabi, bulut olayının bir sıkıntısı daha var; sistem odalarının, veri merkezlerinin sayısı da düşüyor. Dağıtık sistem odası yapılarından konsolide veri merkezlerine geçildiği bulut teknolojisinde pek yakında o Kayseri’deki sistem odası da kalmayıp bir servis sağlayıcının veri merkezine göç edecek. O zaman servis verecek kişi sayısı iyice bir düşecek.

Şu an öncelikli olarak servis tarafını etkiliyor gibi görünse de, bilişim şirketlerinin satışa yönelik kadroları da bir sonraki dalgada bundan nasibini alacaktır muhakkak. Sonuçta yapılacak donanım ve yazılım satışları da artık son kullanıcı kurumlara değil, konsantre veri merkezi işletmecilerine yapılacak. Yapılacak satışlar da ne kadar fiziksel temas gerektirecek, o da tartışılır. En karmaşığı bile bizzat ziyaret ile değil görüntülü iletişim ile çözülebilir muhtemelen… ki o iletişimi kuran kişi de dünyanın herhangi bir yerinde olabilir.

Maliyetleri azaltan, erişimi arttıran bulut bilişim teknolojileri, bilişim teknolojilerinde o ya da bu şekilde emek veren kişilerin istihdamı ile ilgili potansiyel tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Zamanında Çikita muz ithalatının Anamur’lu üreticilere yaşattığının benzeri sıkıntıları yaşamamak için elimizdeki bilişim işgücünü bulut bilişim pazarında nasıl en verimli değerlendireceğimiz konusunda milli bir strateji belirlememiz gerekiyor. Umarım çok geç kalmamışızdır.


Bu yazı daha sonra düzenlenerek Telekom Dünyası‘nın 138. sayısında yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top