PC Sonrası Dönem (Dört Köşe #20, Nisan 2014)

İtiraf ediyorum ki bu aralar işler yoğun. O yüzden gündemi kendiliğinden takip edemiyorum pek; oturup özel olarak vakit ayırmam gerekiyor. Bu işi de genelde Telekom Dünyası ve diğer yazı yazdığım dergilere yazımı yollamadan hemen önceye denk getirmeye çalışıyorum ki olabildiğince güncel şeyler yazabileyim. Tahmin edeceğiniz üzere internetten teknoloji sayfalarında bir tur ile bu işi hallediyorum.

Bu turlar neticesinde dikkatimi çeken bir konu bilişim medyasının ana sayfalarında artık neredeyse bilgisayarlarla ilgili haberlerin çıkmaması. Hani, ilgili bölümlerde “şu işlemci çıktı, feşmekanca ekran kartı” diye bir şeyler var ama manşet haberleri iki farklı alana odaklanmış gibi.

Bunlardan birincisi akıllı alet edevat. Hem bireysel, hem de kurumsal alanda her bir şeyin içinde bilişim barındıran türevleri gündemde.

Bu işe en önce dahil olan alet telefon oldu. İlk çıktıkları 1990’lı yılların sonundan beri cep telefonları ilgi odağı olmayı hiç kaybetmediler. Şu son zamanlarda elimizden düşmeyen ve her bi işi yapabilenler başlı başına bir sektör haline geldi. Hatta tablet diye bir kavramı bu telefonlar yarattı; kronolojik açıdan bakarsanız tablet dediklerimiz ilgili üreticilerin akıllı telefonlarının büyük ekranlı ama telefon özelliği olmayan modelleridir. Derken saatler piyasaya çıktı. Gözlükler yolda. Ayakkabılar, şapkalar, şemsiyeler… Buzdolapları, televizyonlar, bebek kameraları… Bireysel ve ev kullanımına yönelik hemen her bir şeyde bir miktar bilişim var.

Kurumsal kullanım derseniz de, konu Bilgisayarlı Rot Balans kavramını çoktan aştı. IP kameralar, kartlı geçiş sistemleri, akıllı ısıtmalar… Hap şeklinde yutularak endoskopi yapabilen kameralar, boru hattı sızıntı denetleyicileri, araç takip cihazları… Hangi sektöre bakarsanız bakın, bilişim teknolojisi kullanan ama kişisel bilgisayar olmayan cihaz ve çözümlerin konuşulduğunu göreceksiniz.

Gerek kişisel, gerekse kurumsal teknoloji sayfalarında öne çıkan ikinci odak konusu ise açıkça görüleceği üzere iletişim teknolojileri. Sayfalar dolusu 4G teknolojileri, kablosuz iletişim, fiber internet haberleri önünüze çıkıyor teknoloji haberi yayınlayan kaynaklarda.

Bilişim dünyasının alet edevat ve iletişime odaklanması, 1999 yılında MIT bilim adamı David D. Clark tarafından isim babalığı yapılan PC Sonrası Dönem’in (The Post-PC Era) geldiğini bize söylüyor. Clark, bu dönemi servislerle dolu bir ağda farklı türden cihazların bulunduğu bir ortam olarak tanımlamış. Kendi ifadesi ile, saatler ve tost makineleri de dahil herşeyin internete bağlanabildiği, bilişim işlemlerinin esas olarak özelleştirilmiş bilişim cihazları ile yapıldığı ve verinin sabit diskler yerine merkezileştirilmiş barındırıcılarda servis olarak sağlandığı bir dünyayı PC Sonrası Dönem olarak tarif ediyor.

Terime popülerlik kazandıran 2007’de iPhone ve iCloud lansmanlarında bu terimi yoğun olarak kullanan Steve Jobs olmuş. Ancak Clark’ın bu öngörüsünün Başta Bill Gates olmak üzere 1999’dan beri Microsoft yöneticileri tarafından da yoğun ilgi gördüğü biliniyor. Şirketlerinin gelecek yatırımlarını bu öngörüye göre yönlendirenin de sadece bu iki firma olmadığını bugün açıkça görüyoruz; içinde yaşadığımız bilişimli dünya tam da Clark’ın tarifine uymuş durumda.

Bu noktada gerek özel sektör, gerekse kamunun bilişim stratejilerini de bu öngörü ile değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum. Hepimizde şimdiye kadar alışageldiğimiz masaüstü tabanlı yapıyı koruma muhafazakarlığı var; bu bir gerçek. Ancak geleceği kurgulayacak yatırımları yaparken, geçmişin safralarından kurtulmamız ve gelecek döneme bakmamız gerekiyor.


Bu yazı daha sonra düzenlenerek Telekom Dünyası‘nın 140. sayısında yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top