Başka Dünyaların İşletim Sistemleri (Dört Köşe #24, Ağustos 2014)

Hele bu mobil cihazlar da çıktı ya, artık bilişim cihazlarını kullananların işletim sistemi filan türü detaylarla olan ilgisi iyice azaldı. Bir anlamda iyi tabi ki; günlük ev kullanıcısı için işletim sisteminin ne olduğu değil, kullandığı programın çalışıp çalışmaması asıl önemli olan. Mobil cihaz deyince bir Android bir de iOS alternatifi geliyor insanların önüne; hadi ona da dikkat ederlerse tabi. Dizüstü deyince de Windows ve MacOS. Ancak bilişimin meraklısı olan başka bir gurup var ki onlar kökeni ta 1973’e dayanan bir işletim sistemi ailesini, kendi aralarında güle eğlene kullanıyorlar. Çoğunluğu Linux, birazı da BSD kullanıcılarından bahsediyorum.

Şimdi, iş kökene gidince Berkley Üniversitesi’nin 1969’da başlattığı UNICS (UNiplexed Information and Computing Service) projesine kadar gidiyor da, 1980’lerde boy göstermeye başlayan Intel tabanlı masaüstü sistemlerde çalışacak alternatif bir işletim sistemi haline gelmesi 1991’de Linus Torvalds’ın açık kaynak kodlu projesi ile gerçekleşmiş. Bu tarihten sonra çeşitli gurupların ürettiği Debian, Symbian, RPM tabanlı gibi türevler, bunların alt gurupları, onların türevleri derken şu anda kesin sayısı bilinmeyen ama kabaca 600 farklı majör dağıtım çeşidi bulunan koca bir aileden bahsediyoruz Linux dediğimizde. Çoğu masaüstü kullanıma odaklansa da, sunucu sistemler ve amaca yönelik cihazlar için üretilmiş farklı sürümleri de var Linux dağıtımlarının; tıpkı Windows 8 ve Windows Server 2012 mantığında.

Neden masaüstlerinde yaygın olarak görmüyoruz Linux dağıtımlarını? Muhtemelen asıl neden psikolojik. Her yerde yaygın olarak başka işletim ortamları görünce, birbirimizle aynı dilden konuşabilmek adına alışılagelmiş ticari markaları kullanma eğilimimiz var. Eh, az önce de bahsettiğimiz üzere, 2 Linux aynı değil, bir sürü türevi var. Hani Linux bile kullanacak olsak, şu muydu, bu muydu derken bir farklılaşma içinde buluyoruz kendimizi. Bu da insan doğamızın çoğulculuktan hoşlanan yanına aykırı. Yoksa teknik açıdan bakacak olursanız Linux dağıtımları çok daha az kaynak tüketiyorlar, harika alternatif arayüzler, sayısız uygulama seçeneği sunuyorlar ve çoğu da bedava. Ancak sunucu için özelleştirilmiş ya da kurumsal çözümler ücret talep ediyorlar ki, onların da fiyatları nispeten makul. Eğer meraklısıysanız, Ubuntu 14.04, MINT 17, Fedora 20 gibi sürümleri ev bilgisayarlarınızda denemenizi tavsiye ederim; aşinası değilseniz beklediğinizin çok üstünü bulacaksınız. Milli sürümümüz Pardus 2013 de yeni geçtiği Debian temeli ile oldukça göz doldurucu.

İlginçtir ki, nereden baktığınıza göre Android işletim sistemi de bir Linux türevi olarak görülebilir. Sonuçta Linux çekirdeği kullanıyor Android, ancak en başta komut satırı olmak üzere Linux’u Linux yapan pek çok bileşenden mahrum. Hadi, Linux demesek de, kardeşi diyebileceğimiz bu işletim sistemi mobil cihaz pazarının yükselen yıldızı durumunda. Eğer mobil cihazınızda tam bir Linux deneyimi yaşamak istiyorsanız, Ubuntu’nun telefon ve tablet için türevleri mevcut.

Eh bu durumda Linux’un kuzeni de BSD oluyor. Kökenleri yine UNIX’e dayanana BSD türevlerinin de popülerleşmesi 1990’ların başına denk geliyor. Linux’un tam tersine öncelikle sunucu ve adanmış cihaz odaklı yoğunlaşılan bu işletim sisteminin sonradan PC-BSD, GhostBSD gibi kullanıcı kullanımı kolaylığına odaklanmış masaüstü sürümleri de çıktı. Eğer evinizde kaynak konusunda sıkıntısı olan eski bir makineniz varsa BSD dağıtımları ile sizi çok mutlu edecek sonuçlar elde
edebilirsiniz.

İşi akrabalığa vurmuşken, Linux ve BSD’nin amcaoğullarından biri de MacOS. Yine UNIX tabanlı olan bu işletim sistemi köklerinin bir kısmını doğrudan FreeBSD’den alıyor hatta. Apple tarafından ticarileştirilip çok ciddi makyaj almış hali ile Mac kullanıcılarının hayatında yerini almış durumda.

Ne kadar sayarsak sayalım biraz çoğulcu, biraz da tembellikle alışkanlık karışımı yanımızla Microsoft kökenli işletim sistemleri kullanmaya devam edecek gibiyiz. Yine de farklı işletim sistemleri ve onların getirdiği güzelliklerin farkında olmamamız anlamına gelmemeli bu. Baksanıza, benim 3 yaşındaki yeğen annesinin 6 yaşındaki laptopuna yüklü Ubuntu’da keyifle Masha i Medved videoların HD olarak izleyebiliyor.


Bu yazı daha sonra düzenlenerek Telekom Dünyası‘nın 144. sayısında yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top