Yaz Bitti!

Başlarken duyduğum heyecanı hatırlıyorum da, bittiği günkü hüznüm kadar yoğundu.

Zaten yaz mevsimini severim. Yok, eksik oldu, yaza bayılırım. Mavi gökyüzü, pırıl pırıl güneş, sıcak… Öyle bakmayın, evet, soğuk olacağına sıcak olsun. Gölgede kıpırdamadan dur (hele Ankara gibi kuru yerde) hiçbişey olmaz.

Sadece o kadar değil tabi. Rengarenk giysiler, sokakta insanlar cıvıl cıvıl. Şort ve de t-shirt, bitti, o kadar. Ne güzel.

Sadece o kadar da değil tabi. Emre! Canım oğlum! 15 Haziran – 15 Temmuz benle. Sonra, Şeker Bayramı’nda da benle. Ve hatta 1 Ağustos – 31 Ağustos gene benle.

Neler yapmadık ki? ODTÜ Vişnelik Yaz Kampı’na gitti ben işteyken. Ben hiç bu kadar eğlendiği bir yer bilmiyorum Emre’nin. Her sabah koşa koşa gittik, her akşam gülerek döndük. Akşamları yemekler, balıklar, etler, salatalar… Dut! Alabildiğimiz her akşam dut aldık.

Hafta sonları sitede havuz. Yaz Kampı’nda aldığı derslerin de desteği ile yüzüyoruz artık. Atlamanın zaten piriydik. O bambaşka bir keyif.

Bir hafta Alanya’ya herbişey dahil otele gittik. Orada da yüzmenin dibini gördük, dövme yaptırdık, Captain Jack Sparrow ve papağanı ile oynadık, maymun Mike ile fotoğraf çektirdik, Japon restoranında kendimizi suşiye vurduk. Denzi yatakları, dünya kupası, Messi forması… Açık büfenin Emre tarafından keşfi.

Ankara’ya dönüş ve gene keyifli günler. Lego ustası olduk; çeşit çeşit Lego’yu odada, salonda, balkonda, bulduğumuz her yerde yaptık.

Kesikköprü Barajı maceramız var arada. Can ve Cem Amca’ların (Donald Amca’nın yeğenleri değiller ne yazık ki) balık tutamayışlarına eğlendik gölün üzerinde motorla dolaşırken.

19 Temmuz Dünya Fenerbahçe’liler Günü’nü Fenerbahçe tesislerinde kutladık.

Şeker Bayramı’mız şeker gibiydi. Ailemizin Ankara’da kalanlarını ziyaret ettik. Ve tabi, sonrası havuz. Gezme. Bi daha havuz.

1 Ağustos’ta da kaptırdık dedemizin Çeşme’deki evine. 15 gün oradaydık. Kumlara gömüldük, derin denizde gerçekten yüzdük. Akülü araba, midye dolma, bahçe sulama, karadut şurubu, dolunay doğuşu, Dost Pide, Manzara Cafe… derken tükettik o tatili de.

Ve Ankara’da bir 15 gün daha. 31 Ağustos sabahı kahvaltıdaydık ailecek. Ne zamandır görüşmeyen bir sürü insan bir aradaydı.

Bütün yazı sarmaş dolaş, öpe koklaya, her saniyesini doya doya geçirdik. Belki de hayatımın en güzel günleriydi.

31 Ağustos akşamı annesine bıraktım Emre’yi.

Annesi İstanbul’a taşınmış. Emre’yi de alıp gitti.

Yaz bitti.

Başlarken duyduğum heyecanı hatırlıyorum da, bittiği günkü hüznüm kadar yoğundu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top