Kafadan Hesap (Dört Köşe #33, Mayıs 2015)

Muhtemelen siz de özenmişsinizdir kafadan hızla çarpma bölme yapan insanlara. Sizin bir kağıt ve kalem bulup, bir masa üzerinde yapacağınız işlemleri bir çırpıda söyleyiverirler. Tek eksikleri, hani “söz uçar yazı kalır” söyleminde olduğu gibi, sizin hesabı yaptığınız kağıt bir kenarda yazılı duru, onların söyledikleri uçar gider. Ama hoş, o anlık yaptığımız hesap kağıtlarının kaçını saklarız ki; o da başka mesele.

Bugün bilişim dünyasında da benzer bir özenti, bir yaklaşım olduğunu söyleyebiliriz. “In memory computing” adlı kavramı Türkçe’mize “Bellek İçinde Çalışma” diye çevirmek mümkün sanırım. Özellikle yoğun işlem gerektiren yatırım bankacılığı, canlı reklam uygulamaları, coğrafi bilişim, tıbbi görüntü işleme gibi bilişim uygulamalarında, bellek içi çalışan yazılımların katma değeri oldukça öne çıkıyor.

Bellek içi çalışma ile tam olarak neyin kast edildiğini biraz açalım. Elbette ki hali hazırdaki tüm uygulamalarımız bellekte çalışıyor, bunun konuşulacak bir yanı yok. Ve yine elbette ki bilişim sistemlerinin bellek kapasitesi arttıkça performanslarında da belirli artışlar görülüyor, bu da tamam. Silikon teknolojilerindeki gelişmeler ile bugünün sistemlerinde 512 GB, hatta hatta TB’lar seviyesinde bellek kapasiteleri de konuşuluyor. Ancak hala bu kapasitelerin üzerinde yoğun hesap yapacağınız veri setlerinin tamamını içlerine almaları mümkün değil. Zaten bu abartılı bellek kapasitelerine ulaşmak için ödenmesi gereken bedeller de yabana atılır cinsten değil.

İşte bu nedenlerle bellek içi çalışma kavramı “al bir bilgisayar, doldur içine RAM’i, hard diskten yükle hepsini hafıza, oradan çalış” diyerek kestirip atılamayan bir kavram. Kaba kuvvetle kaynak doldurmanın alternatifi olarak büyük veri setlerini bir bilgisayar kümesi içinde yer alan bilgisayarların belleklerinde dağıtık olarak tutarak paralel olarak işlemeye olanak sağlayan ara katman yazılımlar ile oluşturuluyor bellek içi çalışma mimarisi.

Eğer klasik veri işleme mimarinizi 2 ya da 3 kat hızlandırmak isterseniz, veri setlerinizi tuttuğunuz diskleri SSD mimarisine geçirebilirsiniz. Ancak bunun maliyeti ne olur; iyice bir tartmak lazım. Ancak işleri biraz(!) daha hızlandırmak isterseniz, bellek içi çalışma konusunu ciddi ciddi düşünmek lazım. Sunucularda kullanılan bellek birimleri geleneksel çalışmada veri setlerinin tutulduğu disk sistemlerine oranla kabaca 5000 kat daha hızlı. Buna bir de çoklu bilgisayarlarda paralel işlemenin gücünü kattığınızda, işler oldukça hızlanıyor. Hatta epey bi hızlanıyor.

Şöyle bir örnek verelim. Saniyede 1.000.000.000 (bir milyar) bankacılık işlemi yapan bir sistem kurmak isterseniz. Bellek içi çalışma mimarisi bunu sadece $25.000 civarında maliyeti olan ve toplam bellek kapasitesi 1 TB olan bir sunucu kümesi ile sağlayabiliyor. Bahsettiğimiz operasyonu Flash Bellek tabanlı bir depolama ünitesi ile yapmaya kalksanız, sadece depolama ünitesi için bahsi geçen meblağın en az 10 katını ödeyip toru topu 3 kat performans elde edebilirdiniz.

Veri madenciliği, kaynak yönetimi gibi büyük veri setleri ile uğraşan yazılım firmaları bellek içi çalışma kavramının gelişmesinde öncülük ediyorlar. Elbette ki standart yazılım lisanslarına ek bir bedel karşılığı; sanki biraz “o donanıma vereceğin paraları sen bize ver, bak biz seni nasıl uçuruyoruz” mesajı veriliyor. Ancak farklı uygulama alanlarını hedefleyen çözümler de piyasada görülmeye başladı. Kar amacı gütmeyen açık kaynak kodlu alternatifler de kullanılabilir olgunluğa erişmiş durumdalar.

Akla gelen bir soru, bellek içi çalışma mimarisinin disk teknolojilerine olan etkisinin ne olacağı. “Söz uçar yazı kalır” cümlesini bir kez daha düşünecek olursak, bahsi geçen veri setlerini saklamak için elbette ki disklere olan ihtiyaç bitmeyecek. Ancak tüm hesapları “kafadan” hızlıca yapabileceğimiz noktada artık disklerin performans diye yırtınmasının eskisi kadar bir anlamı olmayacak sanırım. Disk ve disk sistemi üreticilerinin de buna uygun stratejiler oluşturmaları muhtemel.

Etkin bir bilişim mimarisi oluşturmada bellek içi çalışma günümüz için göz ardı edilmemesi gereken bir mimari. Tüm sektörlerde veri merkezlerimizin bir de bu bakış açısıyla gözden geçirilmesi daha az kaynakla daha çok iş yapabilmemizi sağlayabilir.

Kim bilir, belki bu sayede bizler de bilişim maliyetlerimizi kafamızdan hesaplayabilecek derecede azaltabiliriz.


Bu yazı daha sonra düzenlenerek Telekom Dünyası‘nın 153. sayısında yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top