Ay’lı Şarkılar

Tam 2 yıl 65 gün sonra (toplamı 796 gün) tekrar bir şeyler yazabilmenin haklı gururu, biraz utancı, arada geçirdiğim onca günün muhasebesi vb. ile işte buradayım. Haliyle, çok şey oldu bu sürede ama onlar değil bugünkü mevzu; içinde ay ismi geçen şarkılar.

Nereden çıktı derseniz, Anıttepe İlkokulu’ndan sınıf arkadaşlarımla Whatsapp grubu var, orada döndü mevzu. “Yav” dedim, “bundan aslında ne güzel blog yazısı olur”. Önce her aya bir şarkı bulayım dedim, internetten kopya çekmeye kalkıştım. Google’a sorunca Songfacts sitesinde Songs With Months In The Title diye bir sayfa çıkıyor, birsürü var. Ama %90’dan fazlasını bilmiyorum o şarkıların.

Her zamanki gibi tertip manyağı tarafımla, koy gözüne rahvan gitsin tarafım çatıştı. “Hayır, her aya illa bir şarkı bul da öyle yaz” diyen taraf “yahu, sen bildiklerini yaz bi hele” diyen tarafa yenik düştü. E, yıllardır da yazmıyorum ya, o hevesle “bari bildiklerimi yazayım ama küçük de birer hikayesiyle” dedim.

Yine de düzen/nizam/intizam felsefesini de bozmadan, ayları sırayla yazdım; hadi buyrun başlayalım:


Nisan: Deep Purple – April

Hard Rock müziğin babalarından Deep Purple’ın gitaristi Ritchie Blackmore’un kendi doğduğu ay olan Nisan için yazmaya başladığı bir şarkıdır. Şarkı üç bölümden oluşur. Birinci bölümde Blackmore hem akustik hem de elektro gitarı overdubbing ile çalarak bizi gitara doyururken klavyeci Jon Lord hazır kaptırmışken ben buna bir de klasik müzik ağırlıklı bir bölüm ekleyeyim demiş (ki bu benim kaatimce Jon Lord’un eseri olan Concerto for Group and Orchestra için hazırlıktır), diğer gurup üyelerine ayıp olmasın diye tüm grup üyelerinin katıldığı rock ağırlıklı bir üçüncü kısım ile de 12 küsur dakikalık şarkı tamamlanmıştır. Şarkı Nisan ayının tutarsız, değişken havası teması üzerine kurulmuştur; birbiriyle alakasız 3 bölüm de sözlerin yanı sıra bunu yansıtan bir öğedir.
Artık ilginç midir bilinmez ama şarkının yaratıcısı olan Ritchie Blackmore’un müzik hayatı da aynı derecede tutarsız ve değişken olmuştur. Deep Purple’da Blues’a yakın başladığı gitar çalış tarzını yeri geldiğinde Bach esintileri taşıyan bir Hard Rock tarzına geçirmiş (ve binlerce kişiye ilham olmuş), Deep Purple’dan “Kılıç ve büyü” temalı müzik yapan Rainbow grubunu kurmak için ayrılmış, sonra bu stilden sıkılıp “aşk, sevgi, sen gittin gideli” rock yapmak adına koskoca Dio’yu gruptan göndermiş, ondan da sıkılıp tekrar Deep Purple’a dönüş yapmış, burada da zaten hiç sevmediği vokalist Ian Gillian ile tekrar dalaşıp grubu temelli terk etmiştir. Kendisinden 26 yaş genç model sevgilisi ile evlenip İngiliz folk müzik tarzında eserler icra ederek bir nevi İngiliz Özay Gönlüm’ü havasında müzik hayatına devam etmektedir.                              

Temmuz: Uriah Heep – July Morning

Komik bir hikayesi var bu şarkının. Look At Yourself albümü için yaptıkları çalışmalar esnasında grubun beyinlerinden vokalist David Byron ve klavyeci Ken Hensley ellerinde Do Minör skalasında 3 kullanılmamış motif olduğunu keşfederler; bildiğiniz artık malzeme yani. E, o aralar emsalleri olan Led Zeppelin’in Stairway to Heaven’i, Deep Purple’ın Child In Time’ı gibi uzun havalarından bir tane de biz yapalım derler. Uriah Heep o zamanların “zengin” gruplarındandır; o zaman öyle synthesizer almak her babayiğidin harcı değildir, zamanın moda enstrümanı olan Moog Synthesizer ile uzuuuun uzun sololar da tam bu işe yarar. Velhasıl, kimi eleştirmenlerce Uriah Heep’in en iyi eseri sayılan July Morning ortaya çıkar, bayağı da tutar.
Öyle ki her yıl Bulgaristan’da insanlar 30 Haziran akşamından yola çıkıp 1 Temmuz günü Karadeniz’den güneşin doğuşunu görmek için seyahat edilen bir etkinlik oluşturular bu şarkının motivasyonu ile. Uriah Heep’in David Byron’dan sonraki vokalisti John Lawton da illa Temmuz ayında Bulgaristan’a gidip konser verir; haliyle July Morning’i de söyleyerek.

Eylül: Green Day – Wake Up When Sepmetmber Ends

Dinleyen zaten şarkının içerdiği buruk havayı sezecektir; bi yoksunluk, bi hüzün, bi acı havaları. Klibini seyreden buna Irak savaşında sevgilisini kaybeden kızın ağlamasına bağlı bir anlam katacaktır. Amerikan toplumunun geneli ise Ağustos 2005 sonunda Amerika’yı vuran Katrina kasırgasının sembolü olarak mırıldanır bu şarkıyı. Halbuki aslı grubun vokalisti Billie Joe Armstrong’un daha 10 yaşında iken 1 Eylül günü babasını kanserden kaybetmesine dayanır. Cenaze günü kendisini odasına kilitlemiş, ne zaman çıkacağını soran annesine cevap olarak “beni Eylül bitince uyandır” demiştir. Şarkı bu olay üzerinden genel olarak sahip olduklarımızı kaybetme temasını işler.                            

Kasım: Guns’n Roses – November Rain

Zaten başarılı bir ballad olan şarkı Guns’n Roses’a olan müzikal hayranlığımızı Axl’in gelini rolündeki Stephanie Seymour’a olan görsel hayranlığımız ile buluşturduğu video klibi ile de beynimizde epey yer etmiş bir eserdir. Şarkı Axl Rose’un da yakın arkadaşı olan Del James’in “Without You” adlı kısa öyküsüne dayanmaktadır (Don’t Cry ve Estranged klipleri de aynı hikayeden türemedir). Axl bu şarkı üzerinde 10 yıla yakın çalışmış. Şarkının ilk bestelenmiş hali 25 dakikadan uzun sürüyormuş, Guns’n Roses ile ilk demo kaydı 18 küsur dakikaya düşmüş. Kırpa kırpa indiği 8 dakika 57 saniyelik hali ile de Billboard Top 10’a girmiş en uzun şarkı ünvanını korumakta.
O tarihte Stephanie Seymour gerçek hayatta da Axl Rose’un sevgilisi. Ancak istediği kadar “I know that you can love me, When there’s no one left to blame” diye gazel okusa da, çift 1993’te, klibin yayınlanmasından bir yıl sonra “o bana şiddet uyguladı”, “hayır, asıl o bana şiddet uyguladı hem de boynuzladı” konulu düzeyli diyaloglar arasında ayrılmışlar. Eh, ne demiş şair, “nothin’ lasts forever, Even cold November rain”.

Aralık: Ace Of Base – Love In December


Müzisyen İsveç’liyse muhakkak bi dinleyeceksin arkadaş. ABBA var, Roxette var, Malmsteen var, Candlemass var, say say bitmez. Ace of Base de geri kalmaz. ABBA izinden gidip 4 kişilik bir grup kurmuşlar gençler. Gruptakilerin 2’si kız, 2’si erkek, kızların da, adamların da biri esmer, biri sarışın, kızlar vokalde, adamlar enstrüman başında. Hani, esinlenmenin de biraz ötesine geçmişler sanki ama ayinesi iştir, teferruata bakmayalım, Ace of Base sonuçta İsveç’in ticari başarısı en yüksek üçüncü grubudur.

Şarkının çok karmaşık bir hikayesi yok; aşkımızı bir yıl gibi düşünürsek baharda filizlendi, yazın coştu, sonbaharda yaprakları döküldü, artık Aralık geldi, bitmek üzere diyor. Ama cuk oturdu, bizim liste de aynen muhtelif ayları yaşadı ve bu şarkıyla bitiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to top